ULUPAMİR KÖYÜ

Van’ın Erciş ilçesine bağlı yaklaşık 1500 kişinin yaşadığı minicik bir köy Ulupamir. Yaklaşık iki sene Van’ın Çaldıran ilçesinde görev yapmış olmama rağmen ne adını duymuştum, ne de bu köy hakkında bir fikrim vardı. Çaldıran’dan ayrıldıktan sonra kulağıma çalındı adı, hazır arkadaş ziyreti yapacakken bir uğramalı diye düşündüm . Çok da isabet olmuş.

Ulupamir Erciş’e 32km, Van merkeze yaklaşık 90-100 km uzaklıkta bir kırgız köyü. 1980’lerde buraya yerleştirilen Kırgız Türkleri benim pek anlamadığım politik sebepler yüzünden ne tekrar geri dönebilmiş, ne başka bir yere yerleşebilmiş. En önemli geçim kaynağı koruculuk, zaten etraf tarım için pek elverişli değil, hayvancılık deseniz ancak kendilerine yetecek kadarıyla sınırlı.  Yani kendi topraklarından çıkıp gelip bizim topraklarımızı korumaya başlamış bu kırgız türkleri kendi geleneklerinden ödün vermeden.

1

Güzel bir kahvaltı sonrası beş arkadaş bir Amarok’a doluşup ulupamir yollarına düşüyoruz. Aralık ayı olmasına rağmen güneşli bir günde ve fiyakalı arabamızın içinde keyifler on numara beş yıldız. Köy girişinde bizi durduran görevlilere Çaldıran’dan geldiğimizi, köyü gezmek istediğimizi söylüyoruz, güleryüz ile yol tarif ediyorlar. Köye varınca bizi gezdirmesi ve köyü anlatması için zaten burada oturan bir tanıdığımızı arıyoruz fakat kendisi köyde olmadığından kuzenini yönlendiriyor. Onu beklerken at üstünde yeni atını eğitmeye çalışan biriyle sohbet ediyoruz.

2

Açıkçası hayran kaldım, belli ki at biraz huysuz, eğersiz ve üzengisiz sabahtan beri at üstünde mücadele ediyor. İki sene at bindim, üzengilerim çıkarılınca dayanabildiğim maksimum süre on dakikayı hiç aşmadı. Adamın yaptığı hiç de öyle göründüğü gibi kolay değil emin olun. Sonunda beklediğimiz rehberimiz Ahmet geliyor ve bize köyü, yaşantılarını anlatıyor. Aşağı yukarı bilindik şeyler, koruculukla geçiniyorlar, zaten yapılabilecek diğer işler, mesafe ve iklim şartları nedeniyle oldukça kısıtlı. Bahar aylarında köyün daha güzel olduğunu, kendi şenlikleri olduğunu, kök börü dedikleri at üstünde oynanan oyunlarını anlatıyor. Maalesef bunları göremeyeceğiz, umarım bir dahaki sefere.

Köy içinde han otağı dedikleri gelen misafirlerin ağarlandığı bir yer mevcut. Ahmet ile buluşmadan önce defalarca önünden geçtiğimiz fakat kış koşulları nedeniyle branda ile kapatılmış olduğundan kapalı sandığımız, içi rengarenk dışı bembeyaz branda gerili han otağına giriyoruz sonunda.

3

Otağı 60-70 kişinin rahatlıkla oturabileceği büyüklükte. Ortada yanan sobanın üstü açık olmasına rağmen yalıtım ve yapılış şekli nedeniyle ısının çok iyi muhafaza edildiğini söylüyorlar. Sazlardan yapılan iskeletin etrafı keçe ile kaplanmış gerçekten de içerisi oldukça sıcak. Burada bize çay ikram ettikten sonra otağının hemen yanındaki atölyeyi gezdiriyorlar.

4

Atölyede deri yapımı bileklik, cüzdan şapka yanında yöresel kıyafetler de üretiyorlar. Biraz alışveriş sonrası işin eğlence kısmına geçiyoruz. Tabii ki o rengarenk kıyafetlerden giyip resim çektirmece, ok atmaca, kılıç kuşanmaca maceraları başlıyor. Giydiğimiz kıyafetler ile türlü türlü verdiğimiz pozlar sonrası, hiç de kıyafet giyip poz vermeye benzemeyen ok atma denemeleri başlıyor.

5

Burada bir başka Ahmet bize yardımcı oluyor. Aslında başkası yaptığında bir o kadar kolay ve zarif görünen aktivitede iş size gelince ok va yay bir arada bile durmuyor. Bir o düşüyor elimden bir diğeri, ne kadar karadenizli olsam da içimizdeki amazon Konya’dan çıktı, Fadime’ye kocaman bir alkış.

6

Valla utandım kendimden. Ok atmada çok iddialı olmasa da Aygül’ün ise bambaşka yetenekleri çıktı ortaya. Eline aldığı kılıcını bir oraya bir buraya savuruyor. Tabii ki Batman forever.

7

Tüm bunlar sırasında yeni tanıştığımız Ahmet ile de sohbet ediyoruz. Diriliş dizisi için bazen oyuncu bulduklarını, ok atma dersleri verdiklerini, kostüm ve bazen binici temini için yardımcı olduklarını söylüyor. Bahar aylarında grup halinde misafir ağırladıklarını, önceden irtibat kurulduğu taktirde, yemekli ve at üstünde gezintinin de dahil olduğu gezi programları yaptıklarından bahsediyor. Ok atma, kılıç kuşanma macerası sonrası artık dönüş yolu göründü. herkese tekrar tekrar teşekkür ederek ayrılıyoruz köyden. Zamanlama kötü olsa da gerçekten hepimiz çok eğlendik ve çok farklı bir gün geçirdik. Bazen insan burnunun dibindeki yerlerin farkında olamayabiliyor, demek ki etrafa daha iyi bakmak gerekiyor. Mutlaka fiyakalı arabamızla bir resim çektirmeliyiz diyerek güneş gitmeden son pozumuzu da böyle veriyoruz.

8

Lokasyon olarak biraz daha uzak olsa da Van çevresine gitmeyi düşünürseniz alternatif bir rota olarak aklınızda bulundurun derim Ulupamir köyünü. Bir anda kendinizi bambaşka diyarlarda bulacak ve çok keyif alacaksınız.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: