VAZGEÇİŞ 2

Çiçeği burnunda uzman oldum. Eğitim aldığım hastaneden çok şey öğrenmiş, öğrendiklerimi mecburi hizmette doğunun her yerine götürüp uygulamak istiyordum. Mecburi hizmetim Van’ın Çaldıran ilçesine çıktı. İnternetten araştırdığımda edindiğim tek bilgi Türkiye’nin en soğuk ilçesi olarak tarihe geçmiş olmasıydı. Ne gerek vardı ki daha fazla araştırmaya, gidince görecektim nasıl olsa…

Gittim ve gördüm. Anestezi hekimi olmayan bir ilçede sadece iki uzmandık. Genel cerrah ve ben, bir kadın doğumcu… Ameliyat yapmayacaksak biz niye oradaydık ki… Sorgulamayı kestim, çünkü sorgulamak hayır getirmiyordu bana… Ama maden ben de cerrahtım ve ameliyat yapabiliyordum, neden buraya geldim diye de sormadan edemiyordum. Yaklaşık iki ayda bir merkeze dilekçe yazdım, en azından buraya bir anestezi doktoru gelise burada ameliyat yapabilirim, lütfen bana yardımcı olun dedim. Ses yok… Ameliyathane var, anestezi teknisyeni var, ben varım, ama anestezi uzmanı yok. Aradan biraz zaman geçti, doktor hanım sizi Muradiye ilçesine alalım dediler. Çok mutlu olmuştum o zaman çünkü Muradiye’de anestezi ekibi hali hazırda vardı. Van merkez ile tekrar konuştum, Muradiye’de kalabilecek miydim, yoksa bu geçici bir görev miydi? Her ne kadar Muradiye ve Çaldıran arası 24 km olsa da kış şartlarında gidip gelmek beni zorlayabilirdi. Aldığım cevap kesinlikle çok tatmin ediciydi. Mecburi hizmetim bitene kadar Muradiye’de olacak ve en azından ameliyat yapabilecektim. Memleketime daha yararlı olacaktım. Hemen Muradiye’de ev tuttum, yavaştan taşınmaya başladım. Yatak, yorgan, temizlik derken bir haftayı çoktan geride bırakmıştım. Ameliyatlarımı ayarlıyor, ne kadar yükün altından kalkabileceksem onu yapmaya çalışıyordum. Şubat ayı olduğu için yollar kar, buz kaplıydı. Tam yerleşememiş olduğumdan bazen Muradiye’de kalıyor, bazen Çaldırandaki evime dönüyordum. İki evim vardı yani. Maalesef ben biraz erken heveslenmişim, sonraki hafta tekrar haber geldi. Doktor hanım Çaldıran’a dönmeniz gerekiyor. Ama neden dememe kalmadan, tekrar kadrom Çaldıran’a alınmıştı. Ama burada ameliyat yapabiliyorum falan gibi gerçekler, onlara göre ‘bahane’ler kimsenin umurunda değildi. Çünkü belli Parti üyeleri benim üstümden oy toplayacaklardı. Çaldıran nüfus olarak Muradiye’den daha büyük bir ilçeydi ve Çaldıran’daki insanlara ayağınıza kadar doktor getirdik demek onlar için daha karlıydı. Ne yaptığım, ya da yapamadığım kimsenin umurunda değildi, sadece varlığım yeterdi…

Ben yine belli aralıklarla dilekçelerimi, yani anestezi doktor talebimi merkeze iletiyordum, ama cevap almak mümkün değildi. Aradan sadece iki ay geçtikten sonra tekrar bir yazı aldım. Bu kez de beni Erciş’e göndermek istiyorlardı. Ne kadar süre orada kalacağım, taşınmam gerekiyor mu gibi sorularıma cevap yoktu. Zaten fikrimi soran da yoktu. Hep söylerim ben aslında çok sağlıklıyımdır, ama mide-barsak sistemim biraz zayıftır. Tam oraya gitmeden önce ya yediğim ciğerden ya bozuk etten çok kötü bir ishal’e yakalandım, sonrasında da yanlış anlaşıldım ve görevimi iptal ettiler. Bahsettiğim olay Nisan ayında olmuştu. Zaten iki ay içinde mecburi hizmetimi bitirecektim. Yine de bu bölgede çalışmak, tüm zorluklarına rağmen beni mutlu etmişti, bu nedenle mecburi hizmetimin bitmesine yakın Van merkezde İl sağlık Müdürü ile görüşmek istemiştim. Benim gibi bu bölgede çalışmak isteyen birini kaybetmesinler, isterlerse merkezde çalışmak istediğimi söylemiştim. Çünkü hala insanlara daha düzgün bir şekilde, yöre halkının hak ettiği şekilde hizmet edebilmek istiyordum. Ben operatördüm ve olması gerektiği gibi aldığım eğitimin hakkını vermek istiyordum. Biz biraz düşünelim, size döneriz dediler. Tabii ki geri dönüş olmadı. Nisan ayından Haziran ayına kadar da merkezde gece nöbetlerinde doktor açığımız var diyerek, bana merkez hastanede nöbet yazmaya devam ettiler. Mayıs ayının sonunda beklediğim haber gelmişti ve beni Van merkez hastaneye alıyorlardı. Nüfusa göre doktor sayısının çok az olduğu bir bölgede, multidisipliner yaklaşıma sahip bir hastanede çalışabilecektim artık. Nasıl mutluydum. En az 4-5 sene burada çalışır, sonra da hizmet puanım nereye yeterse tayin ile giderdim. Ben Van’ı şelalesiyle, kalesiyle, kedisiyle sevmiştim, yaşardım ben burada.

Van’a gönderileceğim haberi geldiği gibi hemen ev bakmaya başladım. Malum ablam’a gönderdiğim köpeğim vardı, mümkünse bahçeli bir evde yaşamak istiyordum. Tam içime sinen bir yerde, tam istediğim gibi bir ev tuttum. Tek problem ev tadilattaydı ve ben ancak bir ay sonra taşınabilecektim. Hiç sorun yok dedim kendi kendime, evin kaporasını ödedim ve sabrettim. Haziran ve Temmuz ayı boyunca her gün 110km gidip gelerek Van’da çalıştım. Tam Ağustos ayında yeni evime yerleşecekken, Ağustos ayının ilk çalışma günü Çaldıran devlet hastanesinden telefon geldi. Neden çalışma yerimde değildim? Aslında ben tam olarak çalışma yerimdeydim, çünkü bana öyle söylenmişti. Fakat Temmuz ayında darbe girişimi olmuştu, sanırım o karışıklık nedeniyle herkes bana bir sonraki ay nerede çalışacağımı söylemeyi unutmuş ya da gerekli yazıları yazmayı unutmuştu. Hemen sonraki gün apar topar Çaldıran’a geri gönderildim. Ne kadar süreceği belli değil, neden geri gittiğim belli değil, zaten o sıralar Türkiye’de hiçbir şey belli değildi. En azından bana has bir durum değildi. Ödediğim kaparo yandı ve ben tekrar Çaldıran’a geri döndüm. Yazdıklarımdan Çaldıran’da mutsuz olduğum anlaşılmasın, sadece yeni mezun bir kadın doğum uzmanı olarak kapasitemin altında çalışmak istemiyordum. Halka daha yararlı olabilecekken, olanakları sınırlı bir yerde olmak istemiyordum. Çaldıran’a geri gönderilmem sonrası hemen İl sağlık müdürlüğünden görüşme talep ettim. Beni İl sağlık müdürü yerine onun kaleminden birisi karşıladı. ‘Ben gerçekten bu yöre halkına faydalı olmak istiyorum, ama Çaldıran’da daha fazla kalamam. Orada anestezi ekibi olmadığı için köreliyorum, lütfen beni tekrar Van Merkez’e alın’ şeklindeki talebim, karşımda oturan kişinin, ‘Doktor Haanıım, her ganun yazılı olmak zorunda değildi, sözel ganunlar da vardır’ demesi ile son buldu. Ben kiminle konuşuyordum ki böyle. Bahsettiği ganunlar ya orman kanunu ya da aşkın kanunu olmalıydı. Benim bildiğim diğer kanunlar mutlaka yazılı bir şekilde vardı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında. Ya da en kötüsü benim aklımın ermediği bir kanunsuzluk başlamıştı…

Sonra anlaşıldı.. Tüm kamu çalışanları denetimden geçiyor, FETÖ terör örgütüyle bağlantıları olup olmadığı tespit ediliyordu. O zaman anlamıştım olayın ne kadar büyük olduğunu… Taa üniversite yıllarında bu adamın burada ne işi var, daha toplama, çarpma bilmiyor dediğim adamların nasıl Tıp Fakültelerine girdiğini, benim neden TUS Sınavlarında beklediğim başarıyı elde edemediğimi… Peki öyle olsundu da, benim suçum neydi. Ben neden mesleğimi düzgün bir şekilde icra edemediğim bir ilçeye hapsedilmiştim. İzin kullanmak yasak, istifa etmek yasak… Yine her ay anestezi doktoru isteyerek ve artık istifa dilekçesi sunarak yaklaşık 8 ay daha geçirdim. Sonunda tayin ile Bolu merkez’e ulaşmayı başardım. Orada bambaşka sürprizler bekliyordu beni…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: