VİYANA GEZİ REHBERİ

İstanbul Atatürk Havaalanından bindiğimiz uçak yaklaşık 2 saat 20 dakika sonra Viyana’ya ulaşıyor.  Pasaport ve bagaj işlemlerimiz sonrası kent merkezine ulaşmak için ulaşım alternatiflerine bakıyoruz. Aslında en fazla tercih edilen CAT isimli trenler. Şehir merkezine yaklaşık 15 dakika sürüyor ve fiyatı yaklaşık 10 Euro. Ama biz Viyana’da 3 gün kalacağımız için “Vienna Card” aldık. Çünkü bu karta bir kez para ödüyorsunuz ve 3 gün boyunca bu kartla ekstra para ödemeden toplu taşımayı kullanabiliyorsunuz. Bu kartın bir avantajı da çoğu müzeye girişte kullanılması ya da bazılarında ciddi indirimler sağlaması. Dolayısıyla biz de bu karttan alarak kent merkezine kadar gittik. Bu arada şunu belirtmeliyim ki Viyana’da ulaşım çok rahat, hiç öyle araba kiralamanıza gerek yok:)

Otelimizin yeri oldukça merkezi idi. Buraya gelmeden önce internet üzerinden ayarlamıştık. Graben caddesi üzerinde ve pek çok önemli noktaya yürüme mesafesinde. Artık otele de yerleştikten ve biraz dinlendikten sonra sıra Avusturya’nın başkenti Viyana’yı keşfetmekte.

Viyana yüzölçümü olarak Avusturya’nın en küçük kenti, ama nüfus olarak bakıldığında ise en büyük kenti. Şehrin nüfusu yaklaşık 1,8 milyon kişi. Ülkenin en önemli turizm alanı kültür ve kayak.

Oldukça pahalı bir şehir olan Viyana’nın en lüks caddesi ise Graben caddesi bana göre. Bu caddede lüks mağazalar ve şık restoranların yanında bir de Veba sütunu yer alıyor. Bu anıt 1697’de Viyana’da yaşanan büyük veba salgınında yaşamını yitirenlerin anısına yapılmış. O dönemde vebadan ölenleri tam bu noktada gömmüşler.

Bu cadde kısa bir cadde ve sonunda Kärtner Strasse ile birleşiyor. Kartner caddesi de aynı Graben caddesi gibi trafiğe kapalı bir cadde. Özellikle Kartner caddesi üzerinde çok sayıda cafe ve cafelere yakın yerlerde müzik yapan çok sayıda sokak sanatçısı var.


Kartner caddesinin başında Viyana’nın en büyük Operası var. Ancak yaz aylarında tatile giriyor. Dolayısı ile bu dönemde gösterileri ve konserleri izleyemiyorsunuz.

Ama bunun dışında kette çok sayıda opera binası var. Bu binaların büyük kısmı eski küçük saraylardan opera binasına çevrilmiş mutlaka burada bir gösteri izlemelisiniz.

Bu bölgedeki en önemli yapı, Stephansdom Katedrali. Katedralin bulunduğu meydan Stephansplatz olarak anılıyor. Bu meydanda faytona  binerek kent çevresinde kısa bir tur yapıyoruz. Ama öncesinde 1137 senesinde inşa edilmiş olan Stephansdom Katedralini geziyoruz.

Katedral son haline gelene kadar 3 kez inşa edilmiş. Katedralin kulelerinden birine çıkılabiliyor. Tam 343 basamak çıkarak 136 metre yüksekliğe ulaşabiliyor ve buradan kent manzarasını izleyebiliyorsunuz. Ancak biz gittiğimizde çıkma fırsatı bulamadık. Katedralin içini dolaştık. Katedralin içinde mezarlar da yer alıyor. Ancak mezarların sadece bir kısmı ziyarete açık. Viyana başpiskoposunun mezarı da buradaymış. Katedraldeki bir diğer ilgi çekici nokta ise 16 ton ağırlığındaki katedralin çanı. Bu çan Osmanlı’nın bıraktığı toplardan dökülen demirle yapılmış. Katedral gerçekten çok etkileyici.

Evet şehrin simgesi olan yapıyı gezdikten sonra faytonlar ile çevrede kısa bir tur yapıyoruz. Bu tur yaklaşık 30-35 dakika sürüyor ve fiyatı yaklaşık 50 Euro civarında. Bu tur esnasında merkezdeki önemli tarihi yapıları da görüyoruz. Oldukça turistik bir kent olduğu için çevrede özellikle de turistik yapıların önünde sizinle fotoğraf çektirmek için duran çok sayıda Mozart, sisi kostümlü kişiler var. Bu da kente ayrı bir görsellik katıyor.

Kent tarih boyunca biri Kanuni Sultan Süleyman, diğeri Merzifonlu Kara Mustafa Paşa tarafından olmak üzere 2 kez Osmanlılar tarafından kuşatılmış. Uzun süre Habsburg Hanedanlığı’na başkentlik yapan kentte de günümüzdeki yapıların büyük çoğunluğu bu dönemden kalma.

Viyana’nın içindeki en önemli saray Hofburg Sarayı. Burası Franz Josef ve Kraliçe Elizabeth yani Sisi’nin yaşadığı yer. Sarayın içerisinde o dönemden kalma eşyalar sergileniyor.

Saray ziyareti sonrasında Hofburg Sarayına yürüme mesafesinde yer alan İspanyol binicilik okulunu görebilirsiniz. Burada Pazar günleri atlar ile gösteriler yapılıyormuş. Ancak biz hafta için orada bulunduğumuz için atların antremenına denk geldik.

Bu bölgede Joseph Meydanı ve 2. Joseph’in at üzerinde heykeli yer alıyor. Heykelin hemen arkasında ise barok tarzdaki Ulusal Kütüphane yer alıyor. Bu kütüphanede 2 milyona yakın el yazması kitap bulunuyormuş. Buranı bir diğer özelliği ise Joseph ile Kraliçe Elizabeth’in evlendikleri yer olması. Çünkü kütüphaneye çevrilmeden önce önemli günlere ve evlilik törenlerine merkezlik yapan bir yapı olarak kullanılıyormuş. Viyana’da çok sayıda sanat galerisi de yer alıyor. Zamanında yazlık saray olarak kullanılmış olan Belvedere Sarayı da aslında günümüzde büyük bir sanat galerisi. Burada çok sayıda tablo sergileniyor. Bahçesi de oldukça etkileyici. Sarayın içindeki en önemli sergi ise ulusal sanatçılarından Gustav Kilmt’e ayrılmış.

Viyana’nın diğer bir etkileyici sarayı ise Schönnbrunn sarayı. Burası zamanında yazlık saray olarak kullanılmış. 1683 senesine tarihlenen sarayda toplam 1.400 oda var. “Viyana’nın Versailles”i olarak bilinen saray UNESCO’nun koruması altında. Sarayın hem iç dekorasyonu hem de bahçe düzenlemesi oldukça etkileyici.

Biraz soluklanmak için bir yemek molası iyi olur. Peki Viyana’da neler meşhur?

Ana yemek olarak kesinlikle Avusturya Schnitzelini tavsiye ederim. Ancak porsiyonlar çok büyük geliyor. Bunun dışında ayak üstü atıştırma için Hot Dog. Ancak domuz eti yemiyorsanız siz yine schnitzel’den (tavuk ya da et) şaşmayın. Yanında ise mutlaka şarap içmelisiniz. Ortalama bir sofra şarabının fiyatı yaklaşık 40-45 TL civarında ve çok lezzetli.

Yemek sonrası mutlaka tatlı ve kahve. Tatlı kokuları zaten her yerden yükseliyor. Ancak oldukça pahalı. Kahve ise bizim Türk kahvesine benziyor, Melange diyorlar. Zaten bir söylenceye göre Viyana, Osmanlı’lar kuşatmadan dönerken kahve çuvallarını burada bırakınca kahve ile tanışmış.

Kentte yapılacak çok fazla alternatif var. Eğer vaktiniz sınırlı ise en hızlı kenti gezmenin yolu Opera binası önünden geçen City Bus’lara binmek. Buradan 2 günlük bilet alırsanız. İlk gün sadece kırmızı hattı, ikinci gün ise tüm gün mavi hattı dolaşabilirsiniz.

Viyana hem gündüzü hem gecesi ile sizi etkileyecek bir kent.


Viyana’da konaklamaya gelecek olursak, otel fiyatları ideal seviyede diyebiliriz. Bu tarihi kenti keşfetmek için merkezi otellerde konaklamakta yarar var. Bu oteller arasında tavsiye edebileceğim otellerden biri Leonardo Hotel Vienna.  4 yıldızlı bu otelden, Mariahilfer Strasse alışveriş caddesine 100 metre, Westbahnhof ulaşım merkezine 400 metre ve Viyana şehir merkezine de metroyla 5 dakikada ulaşılabiliyor. Konum ve  imkan bakımından oldukça elverişli olan bu oteli tercih edebilirsiniz. Bunun yanında hemen hemen aynı konumda bulunan SHS Hotel Fürstenhof benzer imkanlara sahip. Otel, Schönbrunn Sarayı‘na metro ile 20 dakika, St. Stephen Katedrali’ne ise 15 dakikalık bir mesafede. Konaklamanızı biraz daha lüks bir otelde yapmak istiyorsanız kendine has bir konsepti bulunan Motel One Wien-Hauptbahnhof’u düşünebilirsiniz. Şehir merkezine 5 dakikalık bir uzaklıkta yer alırken, birçok alışveriş noktası, restoran ve eğlence mekanlarına da kolay ulaşımı bulunuyor. Viyana’da ki bu otel tavsiyelerinin dışında, biraz daha otel araştırması yapmak isterseniz de buradan booking.com’a girerek Viyana otellerine göz atabilir ve rezervasyon yaptırabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: